15 Eylül 2020 Salı

İLK GÜN MESAİ

 

             


                                                  

 

Doruk ilk gün mesai saatinde Bucak J. Tk. Komutanlığına pür neşe gitti.  Akdeniz’in güzel o muhteşem havası , Amanos Dağları’nın görkemi, Limon, mandalina, portakal bahçelerinin narinciye kokusu, başını döndürmüş;  psikolojisine tavan yaptırmıştı.

Karakola varınca, her görev yerinde ve her sabah yaptığı, rutin denetlemeyle işine başladı. Gece pusudan gelen er ve erbaşlar, koğuşta derin uykudaydı. Gece pusu görevi olmayanlar kalkmış, kendilerince etrafı derleyip toplamışlardı.

İlk gün kimseye bir şey söylemeden odasına geçti. Yardımcısı Güneş’te gelmişti. İçeri girer girmez çaylar söylendi.

Sigaralar yakıldı.

Karakolun emniyet ve asayiş durumu, halkın ekonomik, içtimai durumu ve jandarmaya karşı tutumuyla ilgili kısa bir ön bilgi içeren görüşme ile gün başladı.

Konuşma sırasında Nahiye müdürü Kemal Bey, açık kapıdan başını uzatıp, müsait misiniz diye sorduktan sonra, yüzünde gülümseme, hoş geldin komutan diyerek, içeriye daldı.

Kısa bir hoşbeş muhabbeti, nereden geldin nerelisin lakırdısı, sabah çayı derken gün yarılanmıştı.

Kemal Bey kendi makamına geçince Doruk Araç şoförünü çağırdı.

 Aracı hazırla!

Seninle mıntıka keşfine çıkalım diye talimat verdi.

Takımın, kaizer pickup marka, bir aracı askeri vardı.

Kısa süre sonra şoför araba hazır diye gelip haber verince, Doruk şapkasını alıp çıktı. Ulaştırma eri her akşam gece pusu yerine atılan devriyeyi görev yerine bıraktığı için mıntıkaya hâkimdi. Yanına rehber alma ihtiyacı duymadı.

Unutmadan ifade etmeliyim.

Arsuz, Nahiyenin köyleriyle birlikte bölge adı.

Bucak merkezinin adı ise Uluçınar!

Araç, Uluçınar’ı çıkınca stabilize yolun iki yandan, gökyüzüne kalem gibi uzanan andız ağaçlarını görünce, şaşkınlıktan dilini yutacaktı Doruk!   

.Maltepe jandarma okulundan mezun olup, Çanakkale’nin İmroz adasına atandığında; Adayı dümdüz ova olarak hayal etmiş, Limandan 116. J. Tb. Komutanlığına giden yolu şimdi Uluçınar’dan çıkınca karşılaştığı şekil ve biçimde ağaçlar arasında asfalt dümdüz ve gökyüzünün görünmediği şekliyle kurgulamıştı. İmroz’da uğradığı hayal kırıklığı, Arsuz’da doğa harikası olarak karşısına çıkıverdi.

 Gözlerinin içi bir kere daha güldü.

Neşesine neşe karışmıştı. Bu moralle  Pickup şoförü ile konuşarak devam etti yoluna.. Arabanın girdiği koylara arabayla, araba girmeyen koyları yaya olarak tek tek inceledi.

Haymaseki, Konacık Işıklı köylerine kadar, gittiler.

Işıklı köyünden sonra sahilde yol yoktu. Orman işletmesine ait yolsa sahili takip etmiyordu. Hâlbuki Işıklı köyünden sonra, Domuz burnu ile Samandağ ilçe sınırına kadar uzanan sahil şeridi onun sorumluluk alanıydı.

Işıklı köyünden geri dönüp bu kez de İskenderun istikametindeki bölgeyi taradı. PTT evlerinden (Gazi Anteplilerin yazlık mesire yeri) başlayıp Aşağı kepirce köyü burnuna kadar ne kadar kaçakçı motoru yanaşacak, kaçak mal çıkacak koy ve yer varsa tek tek gündüz gözüyle gördü.

Gülcihan plajının olduğu yer ise başlı başına Alice harikalar ülkesini aratmayacak masal dünyası güzelliğindeydi.

Mesaiye başladığı İlk gün bölgesi hakkında küçümsenmeyecek deneyim ve bilgi edinmişti.

Bundan sonra daha çok çalışacak, gündüzünü gecesine katacak, kendine olan güveni boşa çıkartmayacaktı.

Geri döndü, yardımcısı Güneş’le ayaküstü bir iş bölümü yaptı!

Bundan böyle yardımcısı,  adli mülki ve askeri görevleri yapacak, köy dosyalarında birikmiş evraklar en kısa zamanda infaz edilecek ve eritilecekti. Güneş’in görev dağılımını duyunca yüzü düştü. Elbette diyecek bir şeyi yoktu ve sessiz kaldı. Geri kalan hizmetlerin tümünü kendi uhdesine aldı. Gece yol araması, devriyeleri görev yerine sevk etme,  gece kontrolü de dâhil hepsini kendi üslenmişti.  Kilisli topalı haklı çıkartmak istemiyordu. Üç ay sonra biz sana demedik mi, bizim dediğimiz çıktı diye güldürtmeyecekti.

 


                                                                        …/…

 

8 Eylül 2020 Salı

NEREDE KALMIŞTIK?

 

                                                            

Nerede kalmıştık? Önce sekiz haftalık Online bir eğitim, arkasından eğe deniziyle halvet ve kısa bir hasret giderme, sonra 15 bilim adamının katılımıyla; Şifa Zirvesi kurs paketi derken, tilki nihayet döndü, dolaştı, kürkçü dükkânına geri geldi.

Bazen kendi kendime soruyorum, senin anılarından okura ne?

Niye kafa şişiriyorsun?

İçimdeki ses her zaman düşüncemin önüne geçiyor. Yazmalısın, eskiye taş atanlar, eskinin her türlü imkânsızlığa rağmen her kademede; Türkiye Cumhuriyeti yasalarını uygulama konusunda ayrı ayrı bağımsızdı.

Kayırmacılık yoktu!

Hısım akraba, eş dost inanç pazarlaması ayyuka çıkmamıştı, liyakat öncelikliydi diye fısıldıyor kulağıma.

Bu düşüncelerle; Antakya İl Jandarma komutanlığından atama emrini eline alıp, Hassa’ya dönen Doruğun, Arsuz’a gidişine refakat etmeye devam dedi.

İster Askerlik mükellefiyetini yapmış bir yetişkin, isterseniz cinsiyetinizden dolayı askerlik görevi yapmamış bir kadın olun.

Kadın erkek her Türk vatandaşı bilir ki, askerlikte emir demiri keser. Doruk, Hatay’dan döndü, elindeki emri idari işlere verip, işleme koydu.

İzin’de olan İlçe J. Bölük Komutanı Okur döner dönmez, ilişiğini kesti ve ayrıldı. Bölgede sıkıyönetim olduğu için meyil müddeti ya da izni de kullanmayacaktı.

Kaplumbağa misali evini sırtına aldı, Hassa’dan İskenderun’a doğru yola çıktı.

Bu seferki yolculuk, Karayazıdan geliş gibi saatler süren uzun bir yolculuk değildi. Hassa- Kırıkhan, Top boğazı, Belen derken; İskenderun kavşaktan Arsuz’a ulaşmak 2 saat bile sürmedi.

Karaağaç köyü kavşağından dönüp, sahil yoluna girdiğinde, Doruk gözlerine inanamadı.

Akdeniz yolun sağ tarafında ona eşlik ediyordu.

Kıyıya vuran küçük dalgalar hoş geldin der gibi gülümsüyordu.

Akdeniz, zaman zaman yoldan uzaklaşıp, sonra geri dönüşü, yol boyu refakati moralini yükseltmiş, kıyıya vuran küçük dalgaları, gülümseyerek eliyle selamlamıştı.

Karaağaç Arsuz arası yaklaşık 30/35 dakikalık bir mesafeydi. Aruz’ un içinde, ana yol üzerinde, bahçeli küçücük bir lojman onları bekliyordu.

Arsuz bir sayfiye beldesiydi.

Tatilcilerin büyük kısmı ayrılmış, sessiz sakin bir belde duruyordu orta yerde. Bucak Jandarma Takım Komutanlığı, solunda Deniz Piyade Tb. Komutanlığı, sağında azınlık haklarına sahip bir vatandaşın tarihi yalısı ve bir adım ötesinde, turistik otel. Önü İskenderun körfezine açılan tertemiz bir plaj!  Bahçesinde kolları binaların üzerine uzanan, kocaman Okaliptüs ağaçları…

Doruk, Göreve başlamadan önce, yardımcısı Güneşle tanıştı, görev yapacağı bina ve müştemilatına şöyle göz ucuyla bir baktı, içinden Kuran’da tanımlanan cennet burası olmalı diye geçirdi. 

Beldeye, karakolun yerine, resmen bayılmıştı!

Torpilsiz,  tavassutsuz böyle bir yere düşmesi, göğsünü kabarttı, koltuk altı şişti. Kendine olan güveni bir kere daha pekişti. Odasına geçti, daktiloyu önüne aldı, kısa bir göreve başlama mesajı yazdı ve yardımcısından İskenderun İlçe Bölük Komutanlığına telefonla yazdırmasını rica etti.

                                                                         …/…



 


27 Ağustos 2020 Perşembe

ONLİNE KURS

 


Confucius “öğrenme akıntıya karşı yüzme gibidir, ilerlemediğiniz takdirde gerilersiniz” demiş! Bu yaz, Confucius’un vecizesi bana ilham kaynağı oldu.

Haziran ayı içinde şans kapımı çaldı ve Dr. Joe Dispenza ile tanıştım!

Kimmiş bu Dr. Joe Dispenza?

Kısaca özetleyeyim.

Life Üniversitesinde eğitim almış, diplomasını yaşam boyu onur derecesiyle taçlandırmış bir kayropratik doktoru…

Nöroloji, nörobilim, beyin işlevleri ve kimyası, hücresel biyoloji, hafıza oluşumu, yaşlanma ve uzun yaşam konularında lisansüstü mastır yapmış. İtalyan asıllı, Birleşik Devletler Vatandaşı, bir bilim adamı.

 Öz geçmişini kısaca özetlediğim, harika bilim adamının 8 hafta boyunca online öğrencisiydim.

Birçok videodan oluşan dersleri dinlerken,  kendimi bir tıp fakültesi öğrenci kadar heyecanlı öğrenmeye aç ve susuz hissettim.

Sekiz hafta göz açıp kapayıncaya kadar geldi geçti.

Ders videoları elimizin altında!  

Sık sık tekrar ediyor, cehaletimin derinliğine yolculuğuma devam ediyorum.

 Sekiz hafta boyunca Dr. Joe Dispenza ne dedi, ne anlattı?

Sekiz haftalık dersin ana fikri, “Değişim Zihinde Başlar  cümlesi içine sıkıştırılmış.  

 Konu işlenirken, zihnin işleyişi, kuantum fizik, nörobilim ve de beyinin çalışması, basit cümlelerle her yaş ve eğitim seviyesindeki öğrencinin anlayacağı cümlelerle ifade ediliyor.

Sonra düşünce üzerinde, birçok insanın hiç duymadığı bilimsel terimler,  her eğitim düzeyindeki insanın anlayabileceği sözcüklerle, akıcı, anlaşılır tarzda sunulmuş.

İlk dersten, son derse kadar olan haftalık dersleri, iple çektim. Dr. Joe’yu keyifle dinledim.

İsterseniz İlk ders ilk videoda anlatılanları, Dispenza’nın kendi ağzından dinleyelim!

Ne dersiniz?

İlk Ders Konusu:  Zihnin Gücünü Anlamak

Bu konu “Yeni Bir Gerçeklik Yaratmak” başlığıyla işlendi. Dersi hocanın, anlatım ve ifade ediş tarzına hiç dokunmadan paylaşmak isterim

Düşüncelerinizin hayatınızı etkilediğini ve düşünceleriniz ile kendi realitenizi yarattığınıza inanıyor musunuz?

Günde ortalama atmış bin ile yetmiş bin arası yeni düşünce oluşturursunuz.

Bunların yüzde doksanı bir önceki gün ile aynı düşüncelerdir. Bu aynı düşünceler her zaman aynı kararlar ile sonuçlanır ve aynı sonuçlar hep aynı deneyimleri yaşamanıza neden olan davranışlara yol açar ve bu da dönüp dolaşıp aynı düşünceleri oluşturan aynı his ve duygulara yol açar.

Kişiliğiniz; düşünceleriniz, davranışlarınız ve duygularınızdan ibarettir. Şu andaki kişiliğiniz şu andaki kişisel gerçekliğinizi oluşturur.

Yeni bir kişisel gerçeklik yaratmak istiyorsanız, ilk önce ne düşündüğünüzü düşünmelisiniz- ve bunu değiştirmelisiniz.

Tam anlamıyla başka birine dönüşmeliyiz.

Çünkü birlikte aktive edilen sinir hücreleri beraber tepki verirler. Düşüncelerinizi, kararlarınızı, davranışlarınızı ve deneyimlerinizi tekrarladığınızda, beyninizi her gün aynı sırada, aynı şekilde aynı kombinasyonla aktive olmaya zorluyorsunuz.

Ve her gün beyninizi aynı şekilde aktive ettiğiniz sürece, aynı zihniyeti her gün tekrar tekrar yaratırsınız. Beyninizi sıkı bir şekilde ayarlarsanız, onun bağımsız davranmasına izin vermemiş olursunuz.

Sanki beyninizde yerleşmiş bir çekme dolap varmış gibi düşünün.

Bu ‘çekme dolap düşüncelerini’ geride bırakmanız, beyninizde yeni düzen ve kombinasyonlarla yeni zincirlemeler aktive ettiğiniz anlamına gelir. Ve beyninizin farklı bir şekilde işlev görmesini sağlarsanız, zihninizi de değiştirebilirsiniz, çünkü zihniniz beyninizin davranış almış halidir. Bu işlem için ihtiyacınız olan tek unsur bilgidir,

ilimdir. Çünkü her yeni bir şey öğrendiğinizde, beyninizde yeni bağlar kuruyorsunuz; bu öğrenmektir.

Öğrenmek, yeni sinaptik bağların kurulması anlamına gelir.

Hatırlamak ise, bu bağların beslemek ve devam ettirmek anlamına gelir. Öğrendiklerinizi yeniden düşündüğünüzde, beyninizi yeni bir şekilde aktive ediyorsunuz ve bu şekilde zihninizi değiştiriyorsunuz.”

Bire bir paylaştığım anlatımlar ilk dersin ilk 10 dakikalık video da anlatılanlar. İlk ders için 12 video hazırlanmış.  Her  video 8 ila 10 dakikalık.. Videonun kısa kısa olması bile öğrencinin dikkati dağılmadan dinlemesi ve anlatılanların iyi anlaşılması için diye değerlendirilmeli. Zira 1 dersin toplam süresi tıpkı okuldaki ders saatiyle eş değer.



 


24 Ağustos 2020 Pazartesi

Hassa Serüveni Bitti

 

Cuma toplantısının arkasından birkaç gün geçmişti, bir gün sabah karakol nöbetçisi geldi, komutanım, bir adam geldi, sizinle görüşmek istiyor dedi.

-Niye alıp gelmedin?

-Sizi oraya istiyor.

-Kimmiş sordun mu?

-Sordum söylemedi.

Doruk merak etmişti.

Yerinden kalktı, karakolun bahçe kapısına doğru yürüdü. Bahçe kapısı önünde genç bir adam kaldırımda bekliyordu. 

-Benimle görüşmek isteyen sen misin?

-Evet

-İçeri niye gelmedin?

-Gelemem, gelirsem hakkınızda laf olur.

-Sen kimsin?

-Ben Kilis’li kaçakçı Topal Me(?)miş’in adamıyım.

-Benden ne istiyorsun? 

Senin İskenderun Arsuz’a tayinin çıktı. Onu haber vermeye geldim. Bizimkiler sizinle tanışmak, konuşmak istiyor.

-Haber ver gelsin görüşelim.

-Karakola gelmezler komutanım.

-Dışarıda bir yerde görüşmek istiyorlar.

-Söyle akşam yol çatında olacağım, oraya gelsinler.

-Sessizce geldiği gibi uzaklaştı adam.

Çıldırmıştı Doruk!

Bir gün, tayinin çıktığını, bir kaçakçı yamağından öğreneceğini, rüyasında görse hayra yormaz,  inanmazdı. Ne yazık ki hayal bile edilemeyecek şey gerçekti.

Akşamı iple çekti.

Her zaman olduğu gibi hizmete hazırlanan yol arama ekibini alıp görev yerine intikal etti. Görevli erbaş ve erler, bu görev için eğitilmiş, ne yapacağını biliyordu.

Görev yerine gelince arama için gerekli emniyet tedbiri ve düzeni alındı, yol araması başladı. Akşam saat 22 00 sıralarında kuyruklu bir taksi geldi durdu. Daha önce karakol bahçe kapısına gelip, atama emrini tebliğ eden genç göründü. Sonra iki kişi daha arabadan indi ayakta beklemeye başladılar.

Doruk, belinde Takarof, omzunda Sten tabanca, gayet sakin yürüdü kaçakçıların yanına vardı.

- Her şey doğalmış gibi hoş geldiniz beyler!

- Benimle görüşmek istiyormuşsunuz?

-  Sizi dinliyorum.

-  Ne diyeceğiniz de merak ediyorum.

-  İçlerinden en kelli felli olan, doğrudan lafa girdi.

-  Komutanım hayırlı olsun Arsuz’a atandınız.

- Buraya sizinle anlaşmaya geldik. 

- Doruk güldü!

- Nasıl olacakta anlaşacağız?

- Ben atanma istemedim.

- Burada keyfim yerindeydi.

- Beni atamışlar, atandığımı sizden öğreniyorum. Mademki bu kadar güçlüsünüz benim atanmamı durdurun.

- Ben kimseyle anlaşmam. Siz kaçakcısınız, ben devletin Jandarması. Siz kaçırırsınız ben yakalarım dedi.

- Memiş’in kelli felli adamı pes etmiyordu.

- Bodoslama daldı.

- Komutanım bizimle anlaşsanız da gittiğiniz yerde 3 ay kalırsınız anlaşmasanız da 3 ay kalırsın.  Anlaşırsanız sizin içinde iyi olur, bizim içinde; elbette zorla anlaşacak değiliz. Biz anlaşacak yer bulur işimizi yaparız dedi ve arabaya yöneldi.

Doruk kızmıştı ama belli etmedi.

Kabahat elbette onların değildi.

Atanması kendine tebliğ edilmeden onlara haberini uçuranlarındı.

O gece her zamanki gecelerden daha uzundu. Sabah mesai saati başlayınca Vekâlet ettiği İlçe J. Bölük Komutanlığı makamına gitti.

Santrali aradı, İl J. Alay komutanıyla görüşmek istediğini söyledi. Birkaç dakika sonra Alay Komutanı Özengen Telefonun karşı ucundaydı.

- Komutanım Beni Arsuz’a atamışsınız…

- Kim dedi?

- Kaçakçı topal Me(?)miş’in adamları haber verdi, ben daha Arsuz’da göreve başlamadan, benimle anlaşmak istiyorlar.

- Atla gel görüşelim.

- Doruk zile uzandı, içeri giren İlçe J. Bölük Komutan postasına, şoföre söyle arabayı hazırlasın, Antakya’ya gideceğiz.  Hazır olunca haber ver sende hazırlan dedi.

Hassa ile Antakya arası 79 Km’lik bir yol, göz açıp kapayıncaya kadar alaydaydılar. Doruk, doğrudan İl Jandarma Alay Komutanı Özöngen’in kapsını çaldı!

İçeri girince, Alay Komutanın keyfi yerindeydi.  Yüzü   gülüyordu. Şaşırmıştı ama belli etmemeye çalıştı. Özengen yer gösterdi, anlat bakalım dedi.

Doruk, olup biteni bütün çıplaklığıyla, sansürsüz bir solukta anlattı.

Ve atanma emri bana tebliğ edilmeden kaçakçılar benim atandığımı nereden biliyorlar, diye cümlesini soruyla bitirdi.

Alay Komutanı, Cuma günü toplantıda seni görünce sicilini inceledim. Şahsi dosyana baktım sicilin düzgün dosyan temiz ve atamanı yaptım.

Şimdi benim bir işim var sen Harekât şube müdürü binbaşıyla görüş tayin emrini tebliğ etsin. Aklındaki soruları sonra sorarsın dedi ayağa kalktı, 

Doruk beni üç ay için gönderecekseniz göndermeyin. Bana inanacak, güvenecek-seniz,  elimden gelenin en iyisini yaparım.

Kaçakçıların oyuncağı olmak istemem dedi ve noktayı koydu…

Alay komutanı, son cümleyi duyunca, tebessüm etti, önce git göreve başla. Ben sık sık Arsuz'a gelirim. Orada konuşuruz dedi ve çıkıp gitti.

Hassadaki serüven daha başlamadan bitmişti.

Şimdi Akdeniz’in en gözde beldesi Arsuz’a yol görünmüştü. İçinden “Görelim Mevla neyler neylerse güzel eyler” dedi ve Alaydan atanma emrini elleriyle aldı, orada tebellüğ etti ve ayrıldı.

Yine evini sırtına saracak, kaplumbağa misali yola düşecekti. Memuriyet dışarıdan göründüğü kadar cazip değil diye düşünerek döndü geri.

 

                                        

                                                                                            …/…


       

                                                                                            …/…