30 Nisan 2017 Pazar

Kendim Ettim Kendim Buldum

                                                                                         
Bugün, bir misafirim var! Kırşehir’in medarı iftiharı, Çiçekdağı'nın gülü Türkiye’nin ölümsüz  ozan’ı Neşet Ertaş’ı davet ettim, nezaket gösterdi, bağlamasınıda  kucaklayıp geldi.

Ertaş’la kısa bir söyleşi gerçekleştireceğiz. Bazen o  çalıp söyleyecek ,bazen de birlikte Türkiye gündemini konuşacak  düşüncelerimizi paylaşacağız.
Biliyorsunuz, Ertaş  2012 ‘de aramızdan ayrılı. Şimdi  ölümsüzlüğü yaşıyor. Bizim bilmediğimiz çok şey biliyor.
Onun için diyorum ki bu muhabbet kaçmaz!
Açık yüreklilikle  ifade edeyim, şimdiye kadar hiç söyleşi yapmadım. Bu ilk olacak. Sürç-i lisan edersem  peşinen
affola!
-Sevgili Ertaş , bizi kırmadınız çok uzak yoldan kalkıp, bağlamanızı da kucaklayıp geldiniz. Hoşgeldiniz şeref verdiniz!
- Hoşbulduk şeref duyduk!
Esas ben davet ettiğiniz için size teşekkür ederim. Dile kolay 5 yıl oldu aranızdan ayrılalı. Beni unutmadığınızı görmek bilmek çok gurur verici.
-Aman efendim, siz unutulacak birimisiniz? Bize bıraktığınız o kadar çok eseriniz var ki hergün bağlamanın  telinde sanatçıların dilindesiniz.
- Biliyorum, dünyada ne olup bittiğinden habersiz değiliz.  Bulunduğumuz alemden dünyayı yakınen izliyoruz ve olup bitenler karşısında küçük dilimizi yutuyoruz.
- Nasıl Üstadım?
-İsterseniz Kısaca özetlemeye çelışayım.
Birkaç gün önce, basında manşetlere bir haber düştü. Emniyet yeni bir operasyona imza atmış!
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Fetullahçı Terör Örgütü ile irtibatlı olduğu belirtilen 9 bin 103 polis görevden uzaklaştırılmış.
Açığa alınanlar arasında Emniyet Müdür Yardımcısı iken motosiklet sürücüsü Ahmet  Sülüşoğlu'nu vurarak öldüren Celal Yılmaz da var mış! Bunlardan 17 ‘isi Beştepe’yi 26 ‘sı da TBMM’yi koruyormuş.
Haberi okuyunca, Vallahi ve billahi ahrette ki bizler küçük dilimizi yutacaktık. Yaşarken Devlet adamlığının böylesine dibe vurduğu başka bir devre şahit olmadık!
-Bu haberi duyunca ne yaptınız?
-Ne yapayım?
 Aldım sazı elime, vurdum bağlamanın teline!
Karadır Şu Bahtım Kara
Sözüm Kar Etmiyor Yare
Yüreğimi Yaktı Nara (Eyvah Ey...) 

Kendim Ettim Kendim Buldum

Gül Gibi Sararıp Soldum

-Bizde çok severek dinliyoruz kendim ettim kendim buldum türküsünü. Bize  insanlığın kusursuz olmadığını hatırlatıyor. Fakat insanlar kendi edip kendi bulunca, başka bir müeyyidesi olmaz mı? Yalnız hata ettim diyerek nereye kadar?
-Bu sorunun cevabı ebedi hayatta değil! Dünyada yaşadığını zanneden ademler cevap vermeli ve hatanın bedelini bir şekilde ödetmeli.
-Üstadım biz sizinle konuşurken; internete bir son dakika haber düştü.” Cumhurbaşkanlığı eski başyaveri albay KHK ile ordudan ihraç edil-miş” ne dersiniz?
-Ne deyim önce tuz koktu derim, sonra devlet ehliyetsiz,liyakat ve  riyakatsız kişilerin elinde der ve vururum bağlamanın teline…

Bilmez Yar Gönülden Bilmez
Akar Göz Yaşlarım Dinmez

Bir Kere Yüzüm Gülmez (Eyvah Ey...) 

Kendim Ettim Kendim Buldum
Gül Gibi Sararıp Soldum

-Üstadım güzel diyorsunuz, yanık yanık okuyor yaralarımıza merhem sürmeye çalışıyorsunuz. Halbuki bizdeki yara derin.  Merhemle iyileşmesi imkansız,  tabip eli değmeli, neşter vurulmalı ki şifa bulsun.
Halbuki  devleti yönetenler “dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın “ diye  milleti korkutarak .inananları inançları ile avucunun içinde tutuyor. 
Cemaat ve tarikat mensupları da “ahiretinizi” kaybedersiniz tehdidi savurarak kendi emelli doğrultusunsa resmen kullanıyor.
Siz bizim yaşamadığımız gerçeği yaşıyorsunuz. Ebedi hayattan korkmalımızyız?
-İnsanları kolay yönetebilmek için birtakım hurefe sözlerle  kandırıyorlar. Lafı çok uzatmayacağım.
Bakın Hacı Bektaş Veli Kaç asır önce ne güzel söylemiş.
“Ne Ararsan Kendinde Ara, Hararet nardadır sacda değil. Keramet Baştadır tacda değil, her ne arar isen kensinde ara; Kudüste Mekke Hacda değil”
-Üstadım Mekke medine dedinde aklıma geldi. Bizim İsmail Ağa Cemati Kabe’de kavga etmiş. Hastanelik olmuşlar ne dersin?
- Önce Kabeyi kirlettiler derim. Sonra Uzat şu bağlamamı da birlikte söyleyelim.
Dost Elinden Gel Olmazsa Varılmaz
Rızasız Bahçanın Gülü Derilmez
Kalpten Kalbe Bir Yol Vardır Görülmez
Gönülden Gönüle Gider (Yaroy Yaroy Yaroy Yaroy Yaroy) 
Yol Gizli Gizli Yol Gizli Gizli
-Benden bu kadar.
-Teşekkür ederim Üstadım.  Sayenizde suya sabuna dokunmadan yaralarımıza neşter vurmaya çalıştık.
Son olarak bir cümleyle bir şey söylemek ister misiniz?
Elbette.
-Benden selam söyleyin Kırşehir’e Çiçekdağ'ına, kurban olayım vatanımın taşına toprağına. Hasretim, Kışın yağan Kar’a,  Nisan’da yağan sağanak yağmura.



                     

25 Nisan 2017 Salı

Akrostiş :)


SFYS
Saymadım, güneş’in dalında gazel olup düşen günleri.
İçimde büyüdü gençliğimin baharında açan çiçekleri
Bezedim, renk, renk güllerle gönül bahçemi
Ellerimle derdim, gönül bahçemden mis kokan
Lale, sümbül, mor menek
şe gonca gülleri.

Faydası yok, bo
ş yere dizleri dövmenin,
Akıp giden günleri geri döndürmenin
Tebessümle bakıpta, daldan dü
şen yapraklara
İçim yanıyor için, için; dumanı yok ortada
Hayal denizimin suyu çekildi, kumları kaldı orada.

Yüce da
ğın yükseğinde kurulur, aklı karalı oba
Üzerine ya
ğıyor kar, yaz ortasında lapa lapa
Canım sıkılıyor, bo
ş kalan koltuklara baktıkca
Ellerim titriyor, ince belli barda
ğı avucumda okşarken
Lal olup susuyorum mazi önümde adeta ko
şarken

Sorma, yüre
ğimde yanan ateşin, bıraktığı derin izleri.
Onarılmaz yara açtı, ayrılık ate
şi gönül bağımda
Neden, niçin sorusu sorulmaz yüre
ğinde kor olana
Elinde bir ma
şrapa dolusu su olsa bile söndürmez
Rüzgârın körükledi
ği kora dönmüş hasretin ateşini


23 Nisan 2017 Pazar

23 Nisan Ve Kar!

 
                                  
Ankara, 23 Nisan’a yoğun kar yağışı ile uyandı. Lütfen elimizi vicdanımıza koyarak hep birlikte düşünelim. Bu bir tesadüf mü? Yoksa çok partili rejime geçtikten 70 yıl sonra; sandıkta yaşanan, gasp ve hırsızlığı protestosu edemeyen halka, doğanın yağan karla soğuk bir uyarısı mı?
Okuyanlar hatırlayacaktır, 13 Nisan’da;  çocukların yaşayacağı On Yedi Nisan’ı Çiçeklerin kokusu bir başka bugün, Daha sıcak güneşin doğuşu bugün! Şiir’le şarkıyla uyanmak istiyor insan, Çocuk daha şen daha mutlu 23 Nisan mısralarıyla  cumhuriyete sahip çıkacağımızı öngrmüş ve kendinden emin paylaşştım.Lakin "atı (ç)alan Üsküdar'ı geçti" yaya kaldık şimdi.
Ne on yedi nisan’da çiçeklerin kokusu başkaydı ne de 23 Nisan’da çocuklar daha şen!
Anadolu üzgün! Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti Ankara lapa lapa kar altında!
Saymadım kaç yıl geçti, çocukluğumdan beri kutladığım hiçbir 23 Nisan’da kar yağğını hatırlamıyorum.
Bazen ince ince bazen de sağanak bereket yağardı, ıslanırdık yağan o yağmurda. Saçlarımızdan süzülen yağmur tanecikleri, damla damla dökülürdü alnımızdan yüzümüze!
Islanırdı beyaz yakamız, siyah önlüğümüz. Varsın ıslanırsa ıslansın, hiç aldırmazdık yağan yağmura.
Hep gülerdi yüzümüz. Çünkü çocuk bayramıydı 23 Nisan! Ve biz cumhuriyet çocuğuyduk.
Şimdi öyle mi?
Türkiye'nin rotası çevrilmiş, ortaçağa. Obama’nın, PKK’nın, PYD’nin Fetö’nün kandırdığı; reis var kaptan köşkünde.
Anlayacağınız “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete”  hem de dilimizde demokrasi türküsü, meydanlarda demokrasi levhası yaza yaza.
Millet iradesi mi?
 Rahmetli Sakarya Meydan Muharebesinin muzaffer komutanı İnönü yaşasa “Hadi Canım Sende” der, 1946 yılında bizde halkın iradesini gasp etmiş millet iradesi demiştik diye bıyık altından gülerdi.

23 Nisan Egemenlik ve çocuk bayramınız kutlu olsun!

22 Nisan 2017 Cumartesi

Aşkın Sihirli İksiri


Derin suların
Sessizli
ği var yüzünde.
Üzerine giymi
şsin
Mavi atlastan, bir elbise.
Resmini çizdim,
Gülümserken ne
şe içinde.
şünde gördüğün
Beyaz atlı prens gelince,
Ay’ın
şavkı düşer
I
şık, ışık, gözlerinin içine.
Ne gam, ne keder,
şürmesin; yüzüne gölge,
Ellerini kaçırma bırak,
Alsın avucunun içine.
Avuçlarının sıcaklı
ğı,
Yayılırken tenine,
Gözlerini kaçırma,
Gülümseyerek bak gözlerime.
Gamzelerin aydınlatıyor,
Gülünce tenini,
Ellerin tutmazsa,
Sevdi
ğinin elini.
Nasıl içersin a
şkın, sihirli iksirini?

17 Nisan 2017 Pazartesi

1197 No’lu Sandık

     
            

İçimizde bir umut yeşermişti. Onca baskıya, tehdide rağmen cumhuriyete sahip çıkacak, Çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini, bir diktatöre ve dikta rejime;  bırakmayacakdık!
Bu halis duygularla, eşim, oğlum güle oyna, el ele oyumuzu kullanmak için 1197 No’lu sandığa gittik.
Sandığın başı tenhaydı!  Yığılma yoktu. Görevlilere, seçmen bilgi kağıdını ve kimlik kartlarımızı verdik. Oy pusulamızı ve zarfı alıp kabinlere geçtik.
Oy kullanma işlemi beş dakika sürmedi.  Memleketimiz için hayırlı olsun deyip ayrıldık.
Daha ilkokul öğrencisiyken öğrenmiştim, oy kullanmanın vatandaşlık görevi olduğunu.
Bu bilinçle sandık açıldığında da oy sayım ve ayrımı yapılırken; sandık başında olacak, oyumuza sahip çıkacaktım.
Kendime verdiğim sözde durdum. Saat 16-50’de sandık başındaydım. Kısa süre bekledikten sonra, sandık açıldı.
Zarfların içinden oy pusulaları çıkartıldı. Önce oylar toplu halde sayıldı, sonra tercihler ayrılıp tutanaklara geçti.
Oy Tasnifi: 105 Evet 256 Hayır 6 Geçersiz 44 kullanılmayan olarak sayılmıştı.
Oy tasnifinden sonra, sandığın başından; vatandaşlık görevini eksiksiz yapma huzuruyla, vicdanı rahat ayrıldım.
Eve gelip haberleri izlemeye başlayınca, keyfim kaçtı moralim bozuldu; sahip çıkamamıştık sandığa attığımız oylara, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete!
Göz göre göre çaldılar; çocuklarımızın geleceğini, torunlarımızın istikbalini.
İstanbul, Ankara, İzmir, Manisa, Aydın, Diyarbakır, Muğla, Edirne Kırklareli, Iğdır Artvin gibi birçok il hayır dedi.
Üç büyük il’in seçmen sayısı Herkesin malumu!
Buna rağmen Referandum sonucunu fark küçükte olsa evet çıkartmayı başardılar.
Tarafsız kalacağına namusu şerefi üzerine yemin edenler,  sandık güvencesini temin etmekle hukuki sorumluluğu olanlar; milletin gözlerinin içine baka baka yarınlarımızı çaldı!
Vardır Bunda da Bir Hayır! Ne demişler “Görelim Mevla’m Neyler, Neylerse Güzel Eyler”…
Kur’an-ı Kerim’i Müzzemmil surasi 4. Ayetin emrettiği üzere; gece kalkıp anlayarak birçok kere okudum.
Tevrat’ı, Zebur’u, İncil’i okudum/ inceledim. Zerdüş’ü, Buda’yı, Budizm’i inceledim.
Hiçbir kutsal kitap ve inançta, yalan söyle, insanı kandır demiyor. Çal çırp hedefine ulaş ayeti yok!
Çok merak ediyorum; kendilerini Müslüman diye tanımlayanlar hangi kitaba inanıyor?
Benim okuduğum hiçbir semavi kutsal kitapta iktidarın millete reva gördüğü şeyin hiç biri yazmıyor.
Tarih boyunca Türkleri, düşmanları yok edilmek istenmiş; birçok kez tuzağa düşürmeyi başarmış, asla yok edememiştir. 

Türk Milleti her seferinde küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır. İnanmayanlar kaynağı Çin arşivleri olan, Bozkurt destanlarını açıp tekrar tekrar okumalı.
CIA ajanı Grant Fuller’in  sınırı değişecek orta doğu ülkeleri projesinde rol alanlar asla Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü bozamayacak.
Yazın bir köşeye! Bu kara günleri bu millet arkasında bırakmayı başaracak.